Matthias Sindelar, 1903 yýlýnda Moravya’nýn Kozlovo köyünde dünyaya geldiðinde kimse onun futbol tarihine adýný altýn harflerle yazdýracaðýný tahmin etmiyordu. Doðduðu topraklar bugünkü Çekya sýnýrlarý içindeydi; adý Matěj Šindelář olarak kayýtlara geçti. Fakir bir ailenin çocuðuydu. Babasý Jan, I. Dünya Savaþý’na gitti ve geri dönmedi. Daha çocuk yaþta, hem evin yükünü omuzlamak hem de hayatta kalmak zorundaydý.
Viyana’ya göç ettiklerinde Matthias’ýn bedeni zayýftý, kemikleri inceydi. Sokakta top oynayan diðer çocuklarýn yanýnda savrulan bir yaprak gibi duruyordu. Ama top ayaðýna geldiðinde… O kýrýlgan beden bir anda baþka bir þeye dönüþüyordu. Taraftarlar ona “Der Papierene”, yani Kaðýt Adam demeye baþladýlar. Hafifti, narindi ama kolay yýrtýlmýyordu.
Futbol onun için bir kaçýþ deðil, bir ifade biçimiydi. Güçle deðil, akýlla oynuyordu. Rakibini geçmek için omuz atmaz, bir adým öne çýkýp boþluðu sezdiði anda topu oraya býrakýrdý. Daha o yýllarda Sindelar, futbolun geleceðinden bir parça taþýyordu.
Austria Wien ve Bir Oyunun Doðuþu
1918’de Hertha Viyana altyapýsýna girdiðinde futbol hâlâ yarý amatör bir oyundu. Sahalar çamurlu, kurallar sertti. Ama Sindelar bu dünyanýn oyuncusu deðildi. Onun gerçek sahnesi 1924’te Austria Wien’e transfer olmasýyla açýldý. O dönem kulübün adý Wiener Amateur-SV idi; ama oyunlarý hiç amatörce deðildi.
Ýlk üç sezon üst üste kazanýlan Avusturya Kupalarý, bu takýmýn bir þeylerin habercisi olduðunu gösteriyordu. Sindelar sadece gol atan bir forvet deðildi. Geri geliyor, pas istasyonlarý kuruyor, savunmayý üzerine çekip arkadaþlarýna alan açýyordu. Bugün “sahte dokuz” diye tanýmlanan rolün, o günlerdeki karþýlýðýydý.
1926’da gelen lig þampiyonluðu, Austria Wien tarihine altýn harflerle yazýldý. Sindelar içinse bu, bireysel bir zirveden çok kolektif bir zaferdi. Onun oyun anlayýþýnda bireysel þov deðil, takým aklý vardý. 1930’lu yýllarda kazanýlan Mitropa Kupalarý ise Avusturya futbolunu Avrupa’nýn merkezine taþýdý. Sindelar, Orta Avrupa futbolunun simgesi hâline gelmiþti.
1938 yazýnda, Austria Wien formasýyla Hertha Berlin’e attýðý gol, kariyerinin son golü olacaktý. Ama kimse bunun bir vedanýn parçasý olduðunu o an fark etmedi.
Garrincha Kimdir? Futbolun Sakat Çocuðunun Efsane Hikâyesi
Wunderteam ve Futbolun Mozart’ý
Avusturya Milli Takýmý, 1930’larýn baþýnda sahaya çýktýðýnda rakipler sadece skor tabelasýna deðil, oyunun estetiðine de bakýyordu. Bu takým “Wunderteam” olarak anýlýyordu ve onun kalbi Sindelar’dý. Teknik direktör Hugo Meisl’in planlarý, Sindelar’ýn sahadaki sezgisiyle anlam kazanýyordu.
1934 Dünya Kupasý’nda Avusturya, turnuvanýn en zarif futbolunu oynadý. Sindelar kaptandý. Çeyrek finalde Macaristan geçildiðinde herkes bu takýmýn finale yürüdüðünü düþünüyordu. Ancak yarý finalde Sindelar sakatlandý. Onsuz oynanan maçta Ýtalya’ya kaybedildi. Üçüncülük maçýnda gelen Almanya yenilgisi ise bir dönemin kýrýlma anýydý.
Sindelar, 1929 ile 1937 arasýnda çýktýðý 43 millî maçta 27 gol attý. Son millî maçýnda, Ýsviçre’ye karþý attýðý gol, Avusturya formasýyla yazdýðý son cümleydi. Sahadan ayrýlýrken kimse bunun bir veda olduðunu bilmiyordu; ama tarih biliyordu.
Ona “Futbolun Mozart’ý” denmesi boþuna deðildi. Nasýl Mozart notalarla konuþuyorsa, Sindelar da paslarla anlatýyordu. 1999 yýlýnda IFFHS tarafýndan “Avusturya’da Yüzyýlýn Futbolcusu” seçilmesi, bu zarafetin geç de olsa resmî bir kabulüydü.
Anschluss ve Sessiz Direniþ
1938’de Avusturya, Nazi Almanyasý tarafýndan ilhak edildi. Buna “Anschluss” adý verildi ama bu bir birleþme deðil, bir yok oluþtu. Avusturya Milli Takýmý daðýtýldý. Yahudi kökenli görevliler ve futbolcular ülkeyi terk etti. Futbol bile siyasetin gölgesinden kaçamadý.
Sindelar, çevresinde açýkça Hitler karþýtý olarak biliniyordu. Alman Milli Takýmý için oynamasý istendiðine dair çok sayýda iddia ortaya atýldý. Bazý kaynaklar bu daveti reddettiðini, bazýlarý ise zaten hiçbir zaman davet edilmediðini yazar. Gerekçe olarak Yahudi kökeni gösterilir. Hangisi doðru olursa olsun, gerçek þu ki Sindelar Alman formasý giymedi.
Arkadaþlarýndan bazýlarý bu daveti kabul etti. O ise sahadan çekilmeyi tercih etti. Yaþlý olduðu, sakatlýklarýnýn bulunduðu söylendi. Ama herkes biliyordu:
Bu bir bahane deðil, bir tercihti. Sindelar o formayý giymemek için bedel ödemeyi göze almýþtý.
Yeþil Sahada Bir Hayat Manifestosu: Sebastian Haller’in En Büyük Golü
Ölümün Ardýndaki Sis
23 Ocak 1939 sabahý, Viyana’daki bir apartman dairesinde Matthias Sindelar ve birlikte yaþadýðý Camilla Castagnole ölü bulundu. Resmî kayýtlara karbonmonoksit zehirlenmesi yazýldý. Arýzalý bir soba… Basit bir kaza gibi gösterildi.
Ama sorular bitmedi. Komþular, binada bacayla ilgili sorunlar olduðunu söylüyordu. Bazýlarý bunun bir intihar olabileceðini fýsýldadý. Bazýlarýysa Sindelar’ýn susturulduðuna inandý. Avusturyalý yazar Friedrich Torberg, “Bir Futbolcunun Ölümü” adlý þiirinde bu ölümün bir Nazi suikastý olduðunu açýkça dile getirdi.
2000 yýlýnda BBC’de yayýnlanan bir belgeselde ise Sindelar’ýn yakýn arkadaþý Egon Ulbrich, yerel bir yetkilinin ölümün kaza olarak kayda geçmesi için rüþvet aldýðýný iddia etti. Bu ifade, dosyadaki sis perdesini daha da kalýnlaþtýrdý.
Gerçek hiçbir zaman kesinleþmedi. Ama belki de Sindelar’ýn hikâyesine en çok yakýþan son buydu:
Cevapsýz sorularla dolu bir sessizlik.
Bir Gol, Bir Umut, Bir Çeliþki:Tanju Çolak'ýn Unutulan Hikâyesi
Kupalar, Rakamlar ve Geride Kalan Miras
Matthias Sindelar’ýn hikâyesi kupalarla baþlar gibi görünür ama kupalarla bitmez. Çünkü onun kariyerini rakamlara indirdiðimiz anda, asýl meseleyi ýskalarýz. Evet, Avusturya þampiyonluðu kazandý, kupalar kaldýrdý, Avrupa’nýn ilk büyük turnuvalarýnda iz býraktý. Ama Sindelar’ý futbol tarihinin ayrý bir yerine koyan þey, tabelada yazanlar deðil; oynamayý reddettiði maçlar, giymediði formalar ve sustuðu anlardýr.
Ölümü de týpký hayatý gibi net deðildir. 23 Ocak 1939 sabahý Viyana’daki dairesinde bulunan cansýz bedeni, resmi kayýtlara “karbonmonoksit zehirlenmesi” olarak geçti. Arýzalý bir soba, kapalý bir oda, talihsiz bir kaza… Dosya hýzla kapatýldý. Ama soru iþaretleri hiç kaybolmadý. Çünkü Sindelar, o dönemde sýradan bir eski futbolcu deðildi. Nazi Almanyasý’nýn ilhak ettiði bir ülkede, rejime mesafesini açýkça belli etmiþ, boyun eðmemiþ, sembol hâline gelmiþ bir figürdü.
Bazýlarý bunun bir intihar olduðunu söyledi. Baskýya, yalnýzlýða ve geleceksizliðe dayanamamýþ olabileceðini öne sürdüler. Ama onu yakýndan tanýyanlar bu ihtimale mesafeli durdu. Sindelar, geri adým atan biri deðildi. Aksine, sahadan çekilerek bile mesaj verebilen bir karakterdi. Diðer tarafta ise daha karanlýk bir ihtimal vardý: Susturulmuþ olmasý. Friedrich Torberg’in þiirinde ima ettiði gibi, bu ölüm bir “kazadan” fazlasý olabilir miydi? BBC belgeselinde dile getirilen rüþvet iddialarý, olay yerindeki ihmaller ve tanýk ifadeleri, bu soruyu bugün hâlâ canlý tutuyor.
Gerçek ne olursa olsun, Sindelar’ýn ardýndan kalan þey bir boþluk oldu. Avusturya futbolu onunla birlikte ruhunu kaybetti. Wunderteam daðýldý, estetik oyun yerini disipline ve korkuya býraktý. Sindelar’ýn ölümü sadece bir futbolcunun sonu deðil, bir dönemin de kapanýþýydý.
Bugün Matthias Sindelar hâlâ konuþuluyorsa, bunun sebebi attýðý goller deðil. Onu unutulmaz kýlan, gücün yanýnda durmamasý, doðru bildiðinden vazgeçmemesidir. Futbol tarihinin bazý isimleri kupalarla, bazýlarý rekorlarla anýlýr. Sindelar ise suskunluðuyla, yokluðuyla ve ardýnda býraktýðý sorularla yaþar.
Ve belki de bu yüzden, onun hikâyesi hâlâ tamamlanmýþ deðildir. Çünkü bazý efsaneler cevaplarla deðil, cevapsýz kalan sorularla ölümsüzleþir.



