Futbol tarihinin tozlu sayfalarýnda bazen öyle isimlere rastlarsýnýz ki, hikâyeleri yeþil sahalardan çok karanlýk sorgu odalarýna ve casusluk romanlarýna aittir. Lutz Eigendorf tam olarak böyle bir figürdü. 1970’lerin sonunda Doðu Almanya futbolunun en parlak mücevheri olarak kabul edilen Eigendorf, sadece bir savunma oyuncusu deðil, modern "Libero" tanýmýnýn Demir Perde ardýndaki en zarif temsilcisiydi. Topu savunmadan söküp alýþýndaki soðukkanlýlýk, oyun görüþündeki o keskin zekâ ve hücumu baþlatan teknik kapasitesi, ona çok geçmeden futbol dünyasýnýn en prestijli lakaplarýndan birini kazandýrmýþtý:
"Doðu’nun Beckenbauer’i."
Ancak Eigendorf için futbol, sadece 90 dakikalýk bir oyun deðil; her aný izlenen, her adýmý raporlanan ve en ufak bir hatanýn "vatana ihanet" sayýldýðý politik bir satranç tahtasýydý. Stasi þefi Erich Mielke’nin gözbebeði olan BFC Dynamo Berlin’in beyni konumundaki bu genç adam, henüz 22 yaþýnda Doðu Almanya Milli Takýmý formasýyla çýktýðý 6 maçta 3 gol atarak bir savunmacýdan çok daha fazlasý olduðunu kanýtlamýþtý. Fakat o, Berlin Duvarý’nýn gölgesinde bir sistem ikonuna dönüþmek yerine, özgürlüðün belirsizliðini seçmeyi kafasýna koymuþtu. 1979 yýlýnýn o puslu gününde Batý’ya doðru attýðý o ilk adým, sadece kariyerini deðil, kaderini de geri dönüþü olmayan bir yola sokacaktý.
FUTBOLCU KÜNYESÝ
| Adý Soyadý : | Lutz Eigendorf |
| Doðum Tarihi : | 16 Temmuz 1956 |
| Doðum Yeri : | Brandenburg an der Havel, Doðu Almanya |
| Ölüm Tarihi : | 7 Mart 1983 |
| Ölüm Yeri : | Braunschweig , Batý Almanya |
| Mevkii : | Orta Saha / Libero |
| Baþlangýç : | Berliner FC Dynamo (1974) |
Sistemin "Altýn Çocuðu": BFC Dynamo ve Stasi Pençesi
Lutz Eigendorf için futbol oynamak, sadece bir topun peþinden koþmak deðildi; o, Doðu Almanya rejiminin vitrinindeki en kýymetli parçaydý. Formasýný giydiði BFC Dynamo Berlin, sýradan bir kulüp deðil, bizzat Stasi þefi Erich Mielke’nin "þahsi oyuncaðý"ydý. Mielke, takýmýn her maçýný tribünden izliyor, hakemleri ayarlýyor ve en yetenekli gençleri zorla bu kulübe topluyordu. Eigendorf ise bu sistemin içinde parlayan, oyun zekasýyla herkesi büyüleyen o "kusursuz libero"ydu.
Ancak bu ayrýcalýklý konumun aðýr bir bedeli vardý. Eigendorf, 1974-1979 yýllarý arasýnda 100’den fazla maça çýkýp takýmýn beyni haline gelirken, aslýnda bir altýn kafesin içindeydi. Attýðý her pas, saha dýþýndaki her adýmý raporlanýyordu. Rejim için o, sosyalist sistemin Batý’ya karþý kazandýðý bir zaferin sembolüydü. Mielke ona sadece bir futbolcu olarak deðil, kendi yarattýðý bir "eser" gözüyle bakýyordu. Milli Takým seviyesinde çýktýðý 6 maçta attýðý 3 gol, onun ne kadar tehlikeli bir silah olduðunu kanýtlamýþtý. Fakat o, içten içe sistemin en büyük kaçaðý olmaya karar vermiþti.
20 Mart 1979...
Batý Almanya’da Kaiserslautern ile oynanan dostluk maçýnýn bitiþ düdüðü, aslýnda büyük firarýn baþlangýç fiþeðiydi. Takým otobüsü dönüþ yolunda bir mola verdiðinde, Eigendorf için zaman durmuþtu. Kalbi göðüs kafesini zorlarken, arkasýnda sadece bir futbol kariyerini deðil; eþini, çocuðunu ve bir diktatörlüðü býrakýyordu. Bir taksiye atlayýp karanlýðýn içinde kaybolduðunda, peþindeki Stasi ajanlarýnýn henüz haberi bile yoktu. Takým otobüsü Berlin’e vardýðýnda koltuðunun boþ olduðu fark edilince, Doðu’da yer yerinden oynadý. Mielke’nin o anki öfkesi, Berlin Duvarý’ndan bile daha soðuktu: En güvendiði "evladý", onu tüm dünyanýn önünde rezil etmiþti.
Frankfurt’un Yeni Þefi: Albert Riera’nýn Taktik Tahtasýna Uzanan Destaný
"Gül Operasyonu": Özgürlüðün Bedeli ve Görünmez Gölgeler
Lutz Eigendorf, Kaiserslautern sokaklarýnda "özgür" bir adam olarak yürüdüðünü sanýrken, Berlin’de onun için hazýrlanan "Aktion Rose" (Gül Operasyonu) devreye girmiþti bile. Stasi’nin intikamý sadece Lutz ile sýnýrlý kalmadý; Doðu'da býraktýðý eþi Gabriele, "Romeo Ajanlar" tarafýndan manipüle edilerek kocasýndan koparýldý ve baþka bir ajanla evlenmeye zorlandý.
Futbol sahasýnda ise rejim onu cezalandýrmaya devam ediyordu. Doðu Almanya'nýn baskýsýyla FIFA’dan çýkan 1 yýllýk men cezasý, Eigendorf’u 23 yaþýnda sahalardan kopardý. 1980'de cezasýnýn bitiþiyle FC Kaiserslautern formasýyla Bundesliga'ya adým attý. 1980-1982 yýllarý arasýnda Kaiserslautern ile 53 lig maçýna çýktý ve 7 gol kaydetti. Ýstatistiksel olarak fena durmasa da, o eski zarafetinin yerini sürekli takip edilmenin verdiði tedirginlik almýþtý. 1982 yýlýnda Eintracht Braunschweig'a transfer oldu ve burada 8 maçta 2 gol attý. Toplamda Batý Almanya kariyeri 61 maç ve 9 golle sýnýrlý kalacaktý. En yakýn arkadaþý sandýðý kiþiler aslýnda Mielke'ye rapor sunan muhbirlerdi. Özgürlük, Lutz için ýþýltýlý bir rüya deðil, her köþe baþýnda bir gölgenin beklediði bitmek bilmeyen bir kabusa dönüþmüþtü.
Matthias Sindelar : Kaðýt Gibi Bir Çocuk, Çelik Gibi Bir Ruh
Bir Aðaç, Bir Iþýk ve Sonsuz Sessizlik: 5 Mart 1983
Lutz Eigendorf için son, 5 Mart 1983 gecesi geldi. Arkadaþlarýyla bir þeyler içtikten sonra evine dönmek üzere Alfa Romeo’suna binen Lutz,
keskin bir virajda yoldan çýkarak bir aðaca çarptý ve iki gün sonra hastanede hayatýný kaybetti. Kanýnda yüksek oranda alkol bulunmasý nedeniyle olay "kaza" denilip kapatýldý.
Birçok kiþi bunun Stasi tarafýndan emredilen bir cinayet olduðuna inanýyor. ARD'nin 2000 yýlýnda yayýnlanan Heribert Schwan imzalý "Haine Ölüm" filmi bu baðlamda büyük yanký uyandýrdý.
Tarihçi, cinayet teorisinin savunucusu ve Stasi dosyalarýnda Eigendorf'un emriyle öldürüldüðüne dair el yazýsýyla yazýlmýþ kanýt bulduðunu iddia ediyor. Schwan, eski Stasi çalýþanlarýyla
yaptýðý görüþmelerden elde ettiði bulgularla birlikte, Lutz Eigendorf'un hayatýnýn son saatini yeniden kurguluyor; bu sahne herhangi bir casus gerilim filminde rahatlýkla yer alabilecek nitelikte.
Filmde anlatýlana göre, katil Eigendorf'u kendi arabasýyla kaçýrdý. Ölüm tehdidi altýnda, zehirli bir maddeyle karýþtýrýlmýþ alkol verildi.
Hemen gitmesi emredildikten sonra, futbolcu büyük bir korku içinde hýzla uzaklaþtý. Eigendorf için ölümcül olan virajda, baþka bir arabanýn ona "flaþ" yaptýðý söyleniyor.
Bu, Doðu Alman gizli polisinin uzun farlarýn neden olduðu kýsa süreli parlamayý tanýmlamak için kullandýðý terimdi.
Gerçek, 1989'da Berlin Duvarý yýkýlýp Stasi arþivleri açýldýðýnda ortaya çýktý. Stasi, Eigendorf’u ortadan kaldýrmak için "Blendschlag" (Kör Edici Darbe) yöntemini kullanmýþtý.
Karanlýk yolda karþýsýndan patlatýlan devasa spot ýþýklarýyla geçici körlük yaþayan Lutz, tuzaða yani o aðaca sürülmüþtü.
Futbolun Sessiz Meleði : Andres Escobar
Son Söz: Bir "Hainin" Onuru, Bir Sistemin Utancý
Lutz Eigendorf’un Alfa Romeo’sundan geriye kalan o demir yýðýný, aslýnda Doðu Almanya’nýn çökmeye mahkûm duvarlarýnýn bir provasýydý.
Bir devlet düþünün ki; ordusuyla, tankýyla deðil, 26 yaþýndaki bir gencin gözlerine tuttuðu sinsi bir ýþýkla "zafer" kazandýðýný sanýyordu.
Erich Mielke ve onun karanlýk odalarýnda isimleri kod adlarýndan ibaret olan o korkak ajanlar, Lutz'un sadece bedenini o aðaca çarptýrabildiler;
onun özgürlük tutkusunu asla öldüremediler. Bugün o sinsi rejimin tozlu arþivleri çürürken, Lutz Eigendorf’un yeþil sahalardaki o vakur duruþu, diktatörlüklerin spora bulaþan kirli ellerine
atýlmýþ en aðýr tokat olarak kalmaya devam ediyor.
Bazý firarlar bitmez ; Lutz, o gece o karanlýk yoldan aslýnda sonsuz bir özgürlüðe sürdü.
Geride kalan ise sadece bir devletin sonsuz utancý oldu.
Garrincha Kimdir? Futbolun Sakat Çocuðunun Efsane Hikâyesi
Okur Yorumlarý
Bu konu hakkýnda henüz fikir belirtilmemiþ.
Ýlk yorumu siz yapýn!



